ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI

Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar:
“Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Çocuklara kötü davranmak, çocuk istismarı ve ihmali ile de çoğu zaman eş anlam taşır.

Hiç şüphesiz cinsel istismar çocuklarımızın başına asla gelmemesini umduğumuz bir olaydır. Bu konuyu uygun zamanda çocuklarımızla konuşmuş olmak oldukça önemlidir. Çünkü çocuklarımızı istismardan korumanın en iyi yolu budur.
Cinsel istismar konusunda bilgilendirilmiş çocuklar, bu talihsiz deneyimi engellemek ve yaşadıkları istismarı güvendikleri bir yetişkin ile paylaşmak konusunda daha hazırlıklı olurlar. Bu anlamda anne babalara düşen ilk görev, çocuklarına cinsel eğitim vermeye başladıkları okul öncesi dönemde, adı tam olarak kullanılmasa da “cinsel istismar” konusuna değinmektir.

Neler Yapabiliriz?

Çocuğunuza tüm sevginizi verin, ona şefkat ve özen gösterin. Tacize uğrayan çocukların büyük çoğunluğu- ya da tacize ses çıkartmadan katlanan çocukların çoğu- evlerinde yeteri kadar sevgi görmeyen çocuklardır. Sevildiğini bilen çocukta özgüven duygusu gelişmiştir ve duygusal yönden aç değildir; duygusal boşluk hasta ruhlu insanların çocuklara yaklaşmalarını kolaylaştırır.

Otoriter bir disiplin uygulamaktan sakının. Otoriter ebeveynler tarafından sıkı denetim altına alınan çocuklar- sormadan itaat etmeyi öğrenmiş olanlar- karşı çıkmaksızın istismara boyun eğmeye yatkındırlar.

Çocuğunuza özel yerlerini saklı tutmayı öğretin. “Mayonun kapattığı her yer özel yerlerimizdir.”

Çocuk için tuvalet yapmanın öğrenilmesine ayrılan süre, genital organlara duyulan ilginin en çok arttığı zamandır- hem kendisininkilere hem de başkasınınkilere. Bu süreyi, çocuğunuzu bedenine sahip çıkma yönünde eğiterek değerlendirin ve ona vücudunun özel yerlerine kendisi istemedikçe kimsenin dokunamayacağını, kendi vücudunu sadece kendinin kontrol edebileceğini belirtin. “Özel yerlerimize kimse bakamaz, dokunamaz; biz de başkalarının özel yerlerine –onlar istese dahi- bakmamalı, dokunmamalıyız.” Ebeveynler ve bakıcılar banyo sırasında çocuğun genital organlarını yıkamak isteyebilirler veya doktor ve hemşireler muayene sırasında onlara dokunmak zorunda kalabilirler, ancak kimse bunu çocuğun iznini almadan yapamaz. Çocukların genital organlarına dokunmanın kendilerine zevk verdiğini keşfetmeleri “zararlı dokunuş” ile “zararsız dokunuş”u ayırt edebilmelerini güçleştirebilir.
Çocuğunuzun genital organlarını keşfetmesinin cinsel tacize sebep olabileceği düşüncesinden uzaklaşın; kendine dokunmanın kötü bir şey olduğunu düşünen çocukların, kendine dokunmanın iyi fakat kişiye özel olduğunu düşünen çocuklara kıyasla tacize uğrama ihtimalleri daha yüksektir.

Zararsız dokunuşlar; kendimizi iyi hissettirir. Annemiz, babamız gibi güvendiğimiz sevdiğimiz insanlar bize dokunur. El sıkışma, sırta sıvaz, iyi geceler öpücüğü, sarılma... Bunların görselleştirilmesi ve çeşitlendirilmesi önemlidir.

Zararlı dokunuşlar; kızgın, korkmuş, kafası karışık, üzgün hissetmemize yol açabilir. Hoşlanmadığımız her dokunuş kötü dokunuştur. Canını acıtma da dahil. “Sana hoşlanmadığın bir şekilde dokunan kişi, sana böyle dokunmayı hemen durdurmalıdır!” HİÇ KİMSE vurgusu önemlidir. İstismarcı, bilinenin aksine, çocuğun birincil çevresinden çıkar. Bu yüzden hiç kimse vurgusu büyük önem taşır.
“Bazen hemşire, doktor, öğretmen, anne, baba özel yerlerine dokunabilir. Ama senden izin alarak!”

Zararlı ve zararsız dokunuşları anlatırken çocuğunuzu korkutup kaygılandırmadan, sakin ve yumuşak bir ifade ile açıklama yapmaya özen gösteriniz. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, bu tarz konuşmalarda, "zararlı dokunuş"lara çok fazla vurgu yapılmamalıdır. Çünkü olumsuz cinsel deneyimlere fazla dikkat çekmek çocuğun kaygılanıp en yakınlarından gelen sevgi ve şefkat içeren "zararsız dokunuşları” da yanlış algılamasına neden olabilir.
Ona istemediği şekilde dokunan kişi ısrar etse bile kesinlikle bunu “sır” olarak saklamaması gerektiğini ve ancak gerçeği söylerse onu koruyabileceğimizi vurgulamak önem taşır.
Çocuğunuza kendisini incitecek veya kendisini kötü hissetmesine sebep olan bir şey olduğunda hemen gelip size anlatmasını söyleyin. Bu tip şikayetleri, mantıksız veya imkansız görünse bile, araştırmayı ihmal etmeyin.
Rahatsız olduğu bir durumla karşılaştığında neler yapması gerektiğini çocuğa anlatın:
“Hayır de.”
“Oradan uzaklaş lütfen.”
“Güvendiğin bir büyüğe söyle. Ben yakınlarındaysam hemen beni bul.”
“Birisi seni dinleyene kadar söylemeye devam et.”

Elbette, hiçbir şey bir anne babayı çocuklarının cinsel istismara uğraması gibi acı verici bir deneyime hazırlayamaz. Fakat, anne babanın bu travmatik deneyimi ele alış biçimi, cinsel istismarın çocuk üzerindeki kalıcı etkilerini büyük ölçüde belirler. Böyle bir durumla karşılaştığınız zaman, sizden çok zor bir şey istiyoruz; sakin olun, endişenizi, korkunuzu yansıtmamaya çalışın. Sorular sormayın. Ve derhal bir uzmana başvurun. Bu konuda en güvenilir kurumlar üniversite hastaneleridir.
Bazı aileler olayın üstünü örtüp yok sayarak çocuklarını çevrenin tepkilerinden koruduklarını düşünürler. Fakat cinsel istismar suçlamasında bulunmak ve bunu kanıtlamak kolay olmasa da, olayı görmezden gelmek çocuğun suçlunun korunduğunu düşünmesine neden olabilir. Ayrıca olayı saklı tutma kararı çocuğa, bu olayın gerçekten yaşanmadığını ya da olayda onun da suçu olduğunu dolayısıyla otoriterilerin haberdar edilmemesi gerektiğini ima edebilir. Cinsel istismarı gizli tutmak, gerçek anlamda suçluyu korumak ve ona başka çocukları da istismar etmesi için fırsat tanımaktır.

❖ Çocuklarınıza vücudun özel bölgelerinin doğru adlarını öğretin.
❖ Sadece yabancıların tehlikeli olduğuna odaklanmayın. Unutmayın ki çocukların çoğunluğu tanıdığı ve güvendiği kişiler tarafından istismar edilmektedir.
❖ Çocuklarınıza fiziksel güvenlik ve hangi dokunmanın normal hangisinin normal olmadığını öğretin.
❖ Çocuklarınızı vücutları hakkında kararların kendilerine ait olduğunu konusunda bilinçlendirin. Başkalarının kendisine dokunmasını istemediğinde hayır demeye yüreklendirin.
❖ Yetişkinler ve büyük çocukların asla vücutlarının parçaları ile ilgili yardıma ihtiyaçlarının olmayacağını bildiklerinden emin olunuz (banyoda ya da tuvalete giderken).
❖ Çocuklarınıza kendi bedenlerinin bölgelerine kendilerinin bakmalarını öğretin (Tuvalete, banyoya giderken, tuvalet kağıdı kullanırken vs.) Böylece diğer yetişkin ve çocukların yardımına bağımlı olmazlar.
❖ Çocuklarınızı iyi sırlar (sürpriz partiler gibi- bunun sakıncası yok çünkü uzun zaman sır tutmak zorunda değiller) ve kötü sırlar (onlar çocuğun sonsuza kadar tutmak zorunda olduğu sırlardır, ki bu kabul edilemez) arasındaki fark konusunda eğitin.
❖ İçgüdünüze güvenin. Eğer çocuğunuzu birine bırakmanın kolay olmadığını düşünüyorsanız, bırakmayın.
❖ Cinsel istismar konusunda şüpheleriniz varsa, bir uzmana danışmaktan çekinmeyin.
❖ Unutmayın, bir vatandaş olarak diğer çocuklara karşı da sorumluyuz. Onların da ihmal ve istismarı olasılığına duyarlı olmalı, gereken ne ise yapmalıyız.

Hukuksal Süreç
• Şikayet; Savcılık/ Kolluk
• Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü (SHÇEK)
• Alo 183 (Aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilere yönelik hizmetler)
• Alo 150 (Başbakanlık İletişim Merkezi)
• Alo 147 (Milli Eğitim Bakanlığı)
• Sivil Toplum Kuruluşları
• İstanbul Barosu
• Çocuk Hakları Merkezi

Bilimsel araştırmalar diyor ki;
Almanya’da bilim insanları, pedofilinin bir hastalık olduğunu keşfettiklerini açıkladı.
Christian-Albrechts Üniversitesi’nden Doktor Jorge Ponseti liderliğindeki ekip, 24’ü pedofil 56 erkeğe, yetişkin ve çocuk fotoğrafları göstererek beyinlerinin verdikleri tepkiyi inceledi. Araştırmada, pedofil kişilerin çocuk fotoğrafı görmeleri durumunda beyinlerinin anormal bir şekilde tepki verdiğini ve en aktif hale geldiğini ortaya çıkardı. Bilim insanları, pedofillerin, yetişkinleri görmeleri halinde beyinlerinde bir değişimin olmadığını tespit etti.

Farkındalıkla...
Ebeveynler Olarak, çocuklarımızın İLK Ve EN ÖNEMLİ yol göstericileriyiz.
Yaşam yollarında ve maceralarında onlara yardımcı oluyoruz.
Sevgili anne babalar;
Sizlere bu önemli yolculuğunuzda eşlik etmek benim için çok değerli bir paylaşım. Bebeklik döneminden başlayarak, karşılaşma olasılığınız olduğunu düşündüğüm ana konularda sizlere önerilerde bulunacağım. Yolumuz meşakkatli, bir o kadar da değerli. Çocuklarımız bizim geleceğimiz; avuçlarımızın içinde tuttuğumuz değerin farkında olmamız dileğiyle…
Psikolog Nazlı Avcıl ÖKKE

Kaynakça
Dildar, F., Türkiye Aile Sağlık ve Planlama Vakfı Dergisi, 2009.
Eisenberg, A., Murkoff H., Hathaway S., Çocuğunuz Büyürken Sizi Neler Bekler, Epsilon Yayınevi, 2012.
İmdat, A., Çocuk İhmal ve İstismarı, 2011.
www.e-psikiyatri.com