“Kütüp-anne” Hayallere Açılan Kapı

28 Ara

Merve Yavuzdemir. 30 yaşında. 5 yaşında Hüseyin Emir adında bir oğlu ve 2.5 yaşında Beyza adında bir kızı var.
Kendisi Şehir Planlayıcısı ve mesleğini çok severek yapıyor. Şu anda yine ODTU de Şehir Planlama yükseklisans programına devam ediyor. Kamuda çalışıyor.
‘Yengec burcu olarak hayatımı kurgularken duygularımın ve hayallerimin çok buyuk etkisi vardır. Gezmeyi, keşfetmeyi, araştırmayı, üretmeyi ve tabii yazmayı çok seviyorum. 1 yıldan fazla süredir de www.kutupanne.com sitesi ve bağlı sosyal medya hesaplarını yönetiyorum. 2 senedir ailemle akademik nedenlerle New York’ta yaşıyoruz. Öncesinde ve sonrasında ise Ankaradayiz ;)’ diyor.

img-20161227-wa0003

‘Kütüpanne’ den yola çıkarak öncesinde merak ettiklerim var. Çocuklarınız ve kitaplar, kitap hayatınızda ne şekilde var?

-Oğlum doğduğunda eşim de ben de yukseklisans yapıyorduk. Haliyle evimizin her yerinde kitaplar vardı. Hüseyin Emir daha anne karnında kaç makale dinlemiştir bilmem.

Doğduğu andan itibaren gelişimine uygun kitaplarla devam ettik okuma saatlerine. Kitap okumak bizim günlük rutinimizin bir parçası. Her yerde her zaman ve her şekilde bu rutini tekrarlıyoruz.

Yurtdışına gitmenizle nasıl bir değişim yaşadınız?

-Türkiye’deyken çok çeşitli kitaplara sürekli bir erişim imkanımız yoktu. Ancak 2 sene önce ABD’ye yerleşmemizle herşey bir anda değişti. Burda her hafta en az 10 kitap ile kütüphaneden ayrılıyoruz. Her hafta kütüphaneye uğramazsak hayatımızda ciddi bir eksiklik hissediyoruz.

Ben burda 400u aşkın çocuk kitabı okuma fırsatı buldum. İnanın insanın rüyaları bile değişiyor 😉 Hayata çok daha farklı açılardan bakma ve dünyayı keşfetme imkanı buluyorsunuz.

Bu muhteşem birşey! Bol bol hayatınıza giren kitapların etkisini çocuklarınızın üzerinde nasıl gözlemlediniz?

-Daha erken konuştular.
Kelime dağarcıkları yaşıtlarına göre fark edilir derecede geniş.
Cümle kurma becerileri gün ve gün gelişiyor. Daha erken yaşta daha uzun cümleler kurmaya başladılar.
Duygularını tanıma ve ifade etme yetenekleri birçok krizi daha kolay atlatmamızı sağlıyor.
Ayrılık, okula başlama, berbere gitme, doktor kontrolu vb. çocukların üstesinden gelmekte zorlandığı durumları kitaplarla tanımlıyor ve kitaptaki kahramanları değerlendirip bu durumlar karşısında yalnız olmadiklarını anlatıyorum. Böylece kendilerini daha iyi hissediyorlar.
Sadece Türkçe değil ingilizce de kitap çok okuyoruz. Böylece ingilizce kalıplara ve kelimelere daha hakimler. Hatta ve hatta audiobooklar sayesinde telaffuzları da bizlerden daha başarılı.
Aralarinda 2.5 yaş olduğundan yolculuklarda kardeş çatışmaları çok olası oluyor. Ancak küçük yaşta sahip oldukları kitap sevgisi sayesinde yanlarına aldıkları kitaplarla çok uzun saat birlikte vakit geçirebiliyorlar ve keyifli sohbetlerini dinlemek beni çok mutlu ediyor.
Oyuncakları ile çok farklı kurgularla oynayabiliyorlar.
İnsanları, hayvanları, bitkileri ve doğayı anlıyor ve saygı duyuyorlar.
Daha birçok madde yazilarbilir…

Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak gibi bir kavram konuşuluyor bu ara. Kitaplar zaten güzel şeylerdir ve okurken siz de zevk alıyor birlikte iyi vakit geçiriyorsanız alışkanlığınız haline gelir düşüncesindeyim. Sizin bu konuda görüşünüz nedir?

-“Kitap Okuma Alışkanlığı Kazandırma” konusu benim katılmadığım bir konu! Bana göre bu kavram ya da çaba; okuma bilmeyen çocukları kitaplardan uzak geçmiş ya da sınırlı etkileşimle geçmiş ilk 5-6 yıllarının ardından ilkokulda okumayı öğrenmeleri ile gelen açığı kapatma eylemidir ki kesinlikle bir gönüllülük yoktur. Çocuklar çoğu zaman kendi kitaplarını bile seçemez. Zorunluluk kalktığında severek kitap okuyan kesimin azlığı da bundandır.

Oysa doğduğu andan itibaren kitapla tanıştırılan bir çocuk, bebeklik döneminde kitabı annesinin sesini duyma aracı olarak görür, sonrasında kucağına oturma ve birlikte zaman olarak… büyüdükçe merak ettiği sorulara yanıt ve belki hayallerine açılan kapı olarak görür. Ve bir çocuk böyle görürse kitabı sever. Kitap zaten bir kez ailenin günlük rutini içine girdi mi alışkanlığı konuşmamıza gerek kalmaz.

Tabii bu ailelere yüklenemiyecek kadar önemli bir konu. Ailelerin ekonomik gelirlerinin çocukların kitaplara ulaşmasının önünde bir engel olmaması, her çocuğun kaliteli ve çeşitli kitaplara ulaşabilmesi gerekmektedir. Bunum tek yolu da çocuk kütüphaneleri. Eğer okul öncesi dönemde çocuklar düzenli olarak kütüphanelerin etkinliklerinden ve hizmetlerinden yararlanırsa inanın ilkokul çağında birden hortlayan bu alışkanlık çabasına gerek kalmayacaktır.

Kesinlikle kitap için ciddi bir bütçe ayırmak gerekiyor. Mesela ben henüz hiç çocuk kütüphanesine gitmedim. Sayıları oldukça az, yakınımızda zaten yok. Oralarda çocuk kütüphaneleri nasıl? Bahseder misiniz?

-Buraya gelmeden önce ben de sadece bir kez okul gezisi ile müze gezer gibi gitmiştim çocuk kütüphanesine. Ben de çocuklarım da gerçek kütüphane kavramı ile burda tanıştık.

Yaşadığım şehirde her mahallede bir kütüphane mevcut. Her bölgede ise daha kapsamlısı var. Kütüphaneler burda bir gelenek, sosyo-kültürel bir bağ, bir yaşam alanı.

Çocuklar için olan bölümlerin tasarımları abartısız, rahat, samimi, çocuk ölçeğinde, rengarenk, hem eğlenceli hem eğitici. Çok çesitli kitaplar var elbette ama kitapların yanında yapbozlar, legolar, kuklalar, sahneler, kostümler, eğitici bir çok oyuncaklar da mevcut. Bunlara ek olarak çocuklar için tasarlanmış eğitici programların olduğu bilgisayarlar da yine çocukların kullanımına uygum seçilmiş. Tuvaletleri koltukları rafları tek başına kullanabilecekleri şekilde tasarlanmış.

20161227_135457
Çocuk bölümünde bizde oldugu gibi sadece oturup sessizce kitap okuma diye birsey yok. Sosyallesme var. Çocuk kahkahası var. Kitap seçme var evet ama illa ki orda okuma diye bir baskı yok.

Bunun dışında pek cok program her gün sizi kütüphaneye çekmek için özel olarak hazırlanmış. Bunlardan bazıları;

Masal saatleri
Sinema saatleri
Köpeklere kitap okuma saati
Kurabiyeden ev yapma
Çocuk tangosu, yogası
Bebekler için işaret dili
Gençlerin küçüklere kitap okuma programı
Lego partileri
Legodan robot yapma

20161101_143956

Dinlemesi bile insanın içini rahatlatıyor. Umarım tez vakitte ülkemizde de kütüphaneler ve sunduğu bu güzel imkanlardan faydalanabilecek birçok çocuk olur. Kütüpanne fikri nasıl doğdu?

-New York’a yerleştikten sonra çocuklarımla birçok kütüphane gezme ve etkinliklerine katılma şansım oldu.

Ülkemde haftasonları çocukları ile kaliteli vakit geçirmek isteyip dönüp dolaşıp soluğu avmlerde alan, masal okuma saati ya da duyusal oyun atolyelerine 50-60 tl ayırmak zorunda olan, çocuklarına kitap alırken gidip seçmeye vakit bulamayan ve internette yeterli bilgiye erişemeyip şans diyerek kitap siparişi veren birçok kişi olduğumuzu fark ettim. Birçoğumuz bu gidişattan rahatsız olsa da çözümün ne olduğuna dair bir fikrimiz yoktu. İşte benim burda deneyimlediğim “kütüphane” kültürü tüm bu ihtiyaçlara ve daha fazlasına bir cevaptı ve bu benim anılarım olarak kalmamalıydı!

Kütüpanne böyle bir ihtiyaçla doğdu. Kütüpanne bir blogger anne sitesi olarak doğmadı. Kütüpanne tam anlamı ile bir farkındalık projesi olarak doğdu. Bu kapsamda www.kutupanne.com aracıliğı ile kaliteli bir arşiv oluşturma çabam var.

Kesinlikle durum aynen bu şekilde kendimden biliyorum. ‘Kütüpanne’ nin amacına ulaşması için nasıl bir yol izliyorsunuz?

-Öncelikle hayal kuruyorum… ve bu hayaller için çok çalışıyorum. Burda olduğum sürece farklı kütüphaneler geziyorum. Çocukları gözlemliyorum. Etkinliklere katılıyoruz. Burdaki kütüphaneleri daha iyi anlamak için özel roportajlar yapıyorum. Sosyal medyayı daha etkin kullanmaya çabalıyorum. Hayallerime inanan insanlarin destegi ile arastırmalar yapıyorum. Akademik alanda da yine benzer heyecanlar yasadığım insanlarla çalısmalarım var. Farklı projelerle artık okulöncesinde de çocuklara kitap okumanın önemini anlamış insanlara bunun en sağlıklı ve kamusal yolunun kütüphaneler olduğunu anlatmaya çalısıyorum. Ve su aralar www.kutupanne.com çatısı altında harika bir ekip ile 2017ye girmeye hazırlanıyoruz. Bu ekip çocuklardan ve kitaplarından aldığı ilhamla dünyadaki kötülüklere karşı umudunu kaybetmeden daha cok iyilik için çalışmayı kafasına koymus insanlardan olusuyor. Bence amaca ulaşmak için bundan güzel bir destek olamaz.

Ülkemizde çocuk kütüphanelerinin durumu nedir, umut var mı?

-Tabii yetersizlikler hepimizin malumu ama gelişmeleri de görmezden gelemeyiz. Ben gerek merkezi gerekse yerel yönetimlere ve hatta özel teşebbüslere doğru anlatıldığında herkesin bu konuda çok pozitif bir yol izleyeceğine inaniyorum.
Buradaki imkanları ülkemdeki çocuklar da yaşamalı ve bunu bu ülkenin her ferdi böyle isteyecektir. Yeterki biz bu işi doğru anlatalım, tanıtalım.

Kesinlikle, bu hedefe ulaşmak için siz bir adım attınız. Hedefinize ulaşmak için yardıma ihtiyaç duyduğunuz konu nedir?

-Benim en büyük hedefim her çocugun ayrım yapılmaksızın okul öncesi dönem başta olmak üzere kaliteli, yeterli ve çesitli kitaba ulaşmasını sağlamak.

Bunun tek yolu çocuk kütüphaneleridir.

Ancak insanlar kütüphanelere gitmezse bu kütüphaneler kapatılır. Kütüphaneler iyi hizmet vermezse bu insanlar gelmez.

Bu kısır döngüden çıkmak lazım. Amerika’yı yeniden keşfedecek zamanımı yok. Bilgi çağındayız ve zaman da eskisi gibi akmıyor. Bu nedenle artık ciddi bir farkındalık oluşturmanın zamanıdır. Ahh onlarda var biz de yok demek şu devirde yeterli degil. En büyük destek bu farkındalığı daha çok kişiye ulaştırmaktır. Bazen bir paylasım ile çok şeyin değistiği bir çağdayız. Sosyal medya üzerinden kütüpanne’yi destekleyen herkes bizim bu hayale ulaşmamıza katkı sağlamış olur.
www.kutupanne.com
facebook; kutupanneler
instagram; kutupanne
20161130_100629
BİR ÇOCUK BÜYÜRKEN; Bir kitap bazen anne sesi olur, bazen baba kucağı ama her zaman sevgi yeşertir, huzur verir ve hep yeni kapılar açar düşlerde.
Çaba harcayan güzel insanlar çoğalsın ülkemizde. Artık bende bir ‘kütüpanne’yim çocuklarla okuduğumuz kitaplarımızı kütüpanne çatısı altında anlatıyor olacağım.

Her mahallede bir çocuk kütüphanesi olduğu güzel günlere…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir