Okul Öncesi Bilmeniz Gereken Herşey – Uzman Gözü ile Röportaj

Okul ile ilgili kötü deneyimimiz sonrası “anne gözü” olarak atıp tutarken birde “uzman gözü” ile işi uzmanından öğrendim.

Özel bir okul öncesi kurumun psikoloğu olarak görev yapan, ve bircocukbuyurken.com sitemize bir çok yazısı ile bizi aydınlatan psikolğumuz Nazlı Avcıl Ökke‘ye okul öncesi dönemle ilgili aklımdaki tüm soruları sıraladım. Ve tam bir aydınlanma yaşamama sebep olan cevaplar adım 😉
Tabi ki sizinle de paylaşacağım;

Annenin çalışıyor olması, aileden bakacak birinin olmaması, bakıcılara güvenememek, ya da psikolojik olarak annenin bakamayacak moda gelmesi… Daha birçok sebep nedeniyle çocuklar erken yaşta oyun gruplarının yolunu tutuyorlar. Her çocuk farklıdır tabi ama genel olarak tüm bu olumsuzlukları bir kenarı koyarsak, her şeyin yolunda olduğu bir ortamda bir çocuk, gelişimi açısından kaç yaş döneminde okula gitmeye daha hazırdır?

-3yaş! Peki neden? 3 yaşından itibaren OYUN çağına giren çocuk, motor becerilerinin gelişmesiyle çevre üzerinde egemenlik kurmakta ve bunu giderek geliştirmektedir. 3 yaşındaki çocuk artık çevresine kendisinden bağımsız bir dünyanın varlığını ve kendisinin o dünya içinde bir birey olduğunu kabul etmiştir. Ve bu dönemde çocuk Piaget’nin belirttiği gibi bene-dönük(egosatrink-benmerkezci) bir durumdan topluma dönük(sosyoantik) duruma doğru hızla ilerlemektedir. Bu bilgi temelinde de diyebiliriz ki, bu dönemde çocuklar, grup halinde oynamaya, oynarken birbirleriyle konuşmaya ve grup içinde oynamak istediklerini seçmeye başlarlar.

Yarım gün, tam gün arasında alışma bakımından fark var mıdır? Yarım gün ile başlamak mantıklı mıdır?
-Bu soruyu kendi kurumumda yürüttüğüm oryantasyon programı örneği ile ele almak isterim. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun, daha önce okul deneyimi olabilir de olmayabilir de; istisnasız her çocuğumuzu ilk 3 gün belirli saatler okulumuza çağırıyoruz. Bu üç gün içerisinde tek bir yetişkinin de çocuğa eşlik etmesi ve değişmemesi önemli. Buradaki amacım, çocuğun okulunu, öğretmenini, sınıfını yanında güvendiği bir yetişkin ile keşfetmesini sağlamak.
3 gün sonunda ise, kademeli yaklaşım sistemi ile tam/yarım güne geçişin daha sağlıklı olmasını sağlamış oluyoruz. Her çocuğun uyum süreci birbirinden farklıdır. Bu yüzden oryantasyon sürecinin zamanı değişiklik gösterir.
Kısacası, uygulanan oryantasyon programının niteliğine bağlı olarak tabi ki, tam gün ile yarım gün arasında alışma bakımından bir fark yoktur.

Kreşler, yuvalar, özel kurumlar, özel eğitim veren mekanlar… Bir çok seçenek mevcut günümüzde, seçim yaparken nelere dikkat etmeliyiz?
-Öncelikle kurumdan beklentileriniz neler; çocuğunuzu tanıyın, işe ona ve size en uygun kriterleri belirleyerek başlayın. Unutmamak gerekir ki, kurum kadar öğretmen de önemlidir, hatta kurumdan daha önemlidir.
Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, sınıfın büyüklüğü, yemek hanenin /tuvaletlerin konumu ve çocuklara uygunluğu, hijyen şartları, hastalık durumlarında kurumun tutumu, kurum psikoloğunun bulunup bulunmaması önemli kriterlerdir.

Kuruma sormamız gereken temel sorular neler olabilir?
-Uyguladıkları oryantasyon programı hakkında detaylı bilgileri mutlaka öğrenmek gerekiyor.
Çocuğun okula uyum sürecinde, çocukta güvensizlik yaratmamak önemli.
Çocuğun ihtiyacını göz önünde bulunduruyorlar mı?
Çocukla ilgili yaşanan herhangi bir problem karşısında nasıl bir duruş sergiliyorlar(vurma, ısırma, öfke nöbeti vb.)?
Veli görüşmeleri hangi aralıklarla ve kimler tarafından yapılıyor?
Haftalık/aylık planlar velilerle paylaşılıyor mu?
Günün hangi saatlerinde öğretmenle görüşebiliyorlar?
Eğitim/öğretim hakkında nasıl bir vizyona sahipler?

Okula başlamadan önce, çocuğa okula alışmasında yardımcı olabilmek adına aile içinde neler yapabiliriz?
-Çocuğunuza kendi okul deneyimlerinizden ve ne kadar eğlendiğinize dair anılar paylaşabilirsiniz. Ailenin büyükleriyle çocuğunuzun duyacağı şekilde, okul-oyun-eğlence hakkında özendirici ve cesaretlendirici konuşmalar yapabilirsiniz. Eğer çocuğunuz sizin okulu sevdiğinizi ve güvendiğinizi hissederse okul hakkında olumlu duygular geliştirme olasılığı artar. Genellikle, anaokuluna gitmek istemeyen çocuklar “kuralsız” ve “özgür” ortamda, dilediği gibi yaşamını sürdürmeyi yeğleyen çocuklardır; ev ortamı çocuk merkezlidir. Bu yüzden ev içinde pozitif disiplin temelinde bir düzenin olması, çocuğun okul kurallarına uyumunu kolaylaştıracaktır.(Sıra bekleme, oyuncak paylaşımı vb.)

Öğretmenle, okulla tanışma nasıl olmalıdır?
-Çocuğunuzdan önce öğretmen ve okul ile siz tanışın. Çocuğunuzla birlikte, bir kaç gün kısa sürelerde okulu ziyaret edin.
Onunla sohbet edin; “Sence öğretmenin en çok hangi rengi seviyordur? Hangi şarkıda dans etmek hoşuna gidiyordur? Sence gözleri ne renktir? Acaba sana bizim bilmediğimiz hangi şarkıları öğretecek?” gibi…
Öğretmeniyle tanışırken de bu soruları birlikte kendisine sorabilirsiniz. Çocuğunuz çekingen tavırlar sergileyebilir, onu asla konuşmak için zorlamayın, onun yerine öğretmeniyle siz sohbet edin. Çocuğunuzun yanında öğretmenine olan güveniniz ve sevginizde bahsedin. Okulla tanışırken de aynı yöntemi kullanabilirsiniz. Okulun bahçesinden sınıflardan oyuncaklardan vb. bahsedebilirsiniz. Ve sizinle birlikte okulun her yerini gezip keşfetmesiniz sağlayabilirsiniz.

Oryantasyon döneminde ailenin dikkat etmesi gereken şeyler nelerdir?
-Tüm süreç hakkında(kurumun oryantasyon programı) çocuğunuzu açık, net bir şekilde bilgilendirin. Her konuda tutarlı olmanız çok önemli; söyledikleriniz ile davranışlarınız örtüşmeli. “Ben buradayım, seni bekliyorum”, “Öğle yemeğinden sonra seni almaya geleceğim.” gibi sözlerinizi mutlaka yerine getirin. Çocuğunuzdan habersiz bir yere gitmeyin. Tuvalete bile.
Siz kendinizi nasıl hissederseniz çocuğunuzda aynı hisseder. Bu yüzden korkularınızı kaygılarınızı bir kenara bırakmaya çalışın, kararlı ve sakin olun. Bu konuda zorlanıyorsanız kurum psikoloğundan destek alın. Ayrıca ailenin tüm bireyleri çocuğun okula gitmesi konusunda görüş birliği içinde olmalıdır. Çünkü, çocuğun okulu reddetmesi halinde, anne-baba, babaanne/anneanne-dededen herhangi birinin çocuktan yana tutumu ona güç verir ve tepkisi büyür. Diğer bir önemli nokta ise çocuk servise ya da okula, “bağımlı olmadığı” ebeveyni tarafından götürülmeli, okula gitme konusunda hiçbir şekilde ödün verilmemelidir. Ayrıca okula başlama döneminde kural değişiklerinden kaçının. Taşınma, tatil, kardeş doğumu gibi düzeni değiştiren durumlardan okula başlamak için acele etmeyin.

Çocuğumuza nasıl yardımcı olabiliriz?
-Çocuğa yardımcı olmak için atmanız gereken ilk adım, onu anlamaktır. Çocuğun gözünden okul ne anlama geliyor? Önce bunu anlamaya çalışmak; ” Neden annemden ve babamdan ayrılıyorum? Bütün bu çocuklarda kim? Öğretmenim beni burada koruyabilecek mi? Annem gidip de ya geri gelmezse, ne olacak? Burada ne yapacağım? Ağlarsam annem belki benimle kalır?”

Çocuk okul ortamına uyum sağlayamıyorsa dikkate almamız gereken belirtiler nelerdir?
-Çocuğun katıldığı ilk sosyal kuruma uyumu önemlidir. Burada 2 önemli ölçüt vardır; Çocuğun okulda “anne/babanın yanında” arkadaşlarıyla oynayabilmesi ve anne/baba kurumdan ayrıldığında belli bir süre sonra ağlamayı kesip oyun faaliyetine girebilmesidir.
Bunların gerçekleşmesi halinde çocuk okula uyum sağlama konusunda desteklenmeli, zorlanmalıdır. Eğer ağlama gün boyu devam ediyor, çocuk fizyolojik olarak zarar görüyor ise geri adım atılmalı, oryantasyon süreci çocuğun ihtiyacına göre güncellenip tekrar uygulanmalıdır. Bu süreç kurum psikoloğu ile, aile ile işbirliği içinde yürütülmelidir.

Alışma döneminde normal sayılabilecek aşamalar nelerdir?
-Genetik aktarım ve sosyal çevre farklılığı sebebiyle her çocuğun göstereceği tepkiler kendine özgüdür. Ancak genel bir tablo çizmek adına diyebilirim ki; kucaktan inmek istememek, ebeveynin okuldan gitmesine sarılarak izin vermemek, gruba katılmadan sessizce bir köşede oturmak, yemek yememek/seçmek, öğle uykusuna yatmamak vb. normal tepkilerdir.

Okula hazır olmayan çocuğun tepkileri nasıl olur?
-Aslında, temelde okula hazır olmayan çocuk yoktur, hazır olmayan ebeveyn vardır. Çocuklar da ebeveynlerinin bu hazır olmayışını kullanırlar. Okula gitmek istemezler çünkü; okulda kurallar vardır, yemek saati, oyun saati, aktivite saati, uyku saati, sıra beklemek, paylaşmak, rekabet… Oysa ev ortamı hiç de öyle değildir. Evin merkezinde çocuk vardır. Siz olsaydınız evi bırakıp okula gitmek ister miydiniz? Eğer okula uyum süreciniz başarısızlığa uğramışsa bunun nedenini çocuğunuzda değil. kendi tutumlarınızda ve kurumun oryantasyon programında aramalısınız.

Ve BİR ÇOCUK BÜYÜRKEN; her gün bir şeyler öğrenmekle kalmayıp, yaşadıklarınızla kendinize gelmeniz gereken durumlarla karşılaşacağız her yeni adımda. Okula başlama süreci de bu adımlardan biri. Biz her ne kadar başarısız bir başlangıç yapsak da, sevgili Psikolog Nazlı Avcıl Ökke ile yaptığımız bu güzel sohbetten kalanlar cebimde olunca devamını çok iyi getireceğimize dair bir umut doğuyor içime. Öğrenmek, yeni başlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir