İçeriğe geç

Yurdumdan Abeveyn Manzaraları

Kategori: Yazılar

Bu yıl turist sayısında ciddi bir düşüş varmış.
Gördüm, gerçekten var. Antalya’da kaldığımız otele daha öncede gelmiştik, ruslar çoğunlukta idi bu yıl çok az yabancı var.
Hal böyle olunca kendi insanımızı görüyoruz baktığımız yerde. Ve hemen anlıyorsunuz tabi.

Herşeyi yaşayarak öğrenemeyiz, gözlemleyerek öğrenmek işimizi oldukça kolaylaştıran ve benim için çok önemli bilgi kaynağı.

Bir çift takıldı gözüme önce. Arda kucağımda uyumuş, tek minder üzerinde keyif yapıyorduk.
Dört minderi bileştirmiş ortasına çocuklarını oturtmuşlardı. Arda’yla bir gibi, 11 aylık falandı çocuk. Denize girmeye hazırlanıyordı.
Önce bir profesyonel makinalarıyla bir kaç poz çektiler.
İstedikleri pozu yakalamak için zorla yatırmaya çalıştılar uzun süre.
Sonra deniz bezi giydirip, üzerine mayo giydirdiler. Zor iş, baya bir çebelleştiler.
Annesi 3kez şapkasını taktı, çocuk çıkardı. Baba da ikici kez takınca bir daha çıkarmaması için ellerini tuttu. Çocuk ağladı ama sorun yoktu, şapka bir daha çıkmadı.
Sırada güneş kremi vardı. Nedense yatırarak sürmek için pek ısrarcıydı anne. Öyle de sürdü. Her yerine iyice sürdüğünden emin olmak istiyordu sanırım.
Ağlayan çocuğa su teklif etti, çocuk istemedi itti. Ama hava sıcaktı susamış olmalıydı zaten yüzmeye gideceklerdi içmeli diye düşündü anne. Ve zorla içirdi.
Çocuk ağlamaya devam etti bir bisküvi kutusu salladı karşısında, çocuk bir sustu.
Şaşkınca aldı bir bisküvi.
En güvenlikli çocuk can simidini alıp denize doğru gittiler.
Saatim yoktu ama sanırım 40 dk falan sürdü.

Ruhum bunaldı!

5 yaşlarında ikiz erkek çocukları olan bir çift gördüm yine sahilde.
Çocuklardan biri suya koştu kendince oynamaya başladı kıyıda.
Diğeri yaklaştı ama pek girmek istemiyordu. Babası kaptığı gibi denize soktu çığlıklar eşliğinde. Kafasıyla birlikte komple suya daldırdı. Çocuk gerçekten çok korkmuştu.
Kendine gelince bir çırpıda kıyıda oturan annesine kaçtı.
Resmen sığınmıştı.
Babası “hemen buraya getir onu” dedi.
Annesi “boşver girer sonra” dedi.
Babası “şimdi girmezse hayatta bi daha denize giremez, korkusunu yenmesi lazım! Getir bana” dedi.
Annesi “hadi olum ne var bunda gir!” diye destekledi.
Babası kaptığı gibi komple soktu yine suya.
Çığlıklar eşliğinde.

Yüreğim daradı!
Baba zaferine ulaştı.

Eğtimli bir çift daha vardı. Çocuklarıyla bir kaç dil bir arada konuşuyorlardı. Bazı cümleler türkçe, bazıları ingilizce, bazıları almanca.
Baba ve anne sürekli iki oğluna komutlar yağdırıyordu.
“Şimdi sen bu tarafa yüz.
Sen buraya dal.
Şimdi sayıcam buraya git bakalım.
Kumla oynama şimdi, suyun keyfini çıkart!”

Beynim sulandı!

Allahım neler oluyordu. Hemen kendime ayna tuttum. Kesinlikle en dikkat ettğim şey ama bazen kendimi frenleyemeyip bende birşeyler söylüyorumdur.

Ama bu manzaralar karşısında öyle bir düğüm attım ki dilime, hep bu şahit olduğum anne-baba hakim ilişkiler aklıma gelecek ve kendime daha bir hakim olabileceğim.

Şükürler olsun!

Aras tüm gün denizde ve havuzda yüzmüş olmasına rağmen akşam banyo yapmak istemedi. Kesinlikle ısrar edip yıkamam gerekti. Etmedim. Sen bilirsin dedim.

Aras evinden başka bir yerde büyük tuvaletini kesinlikle yapmak istemez. Tuvaleti gelince yapmamak için ciddi direndi 2 gün. Ve yemek yememe kararı aldı.
“Yemek yemezsem kakam gelmez” dedi. Çok mantıklıydı.
Yemedi. 2. günde öyle bir akşam yemeği yedi ki her öğün yese bu kadar fazla yemiş olamazdı sanırım! Kendi düzenini kurdu.

Arda gündüz uyumak istemedi zorlamadım hiç, akşam 8 de hepimiz aynı odada olmamıza rağmen, sese rağmen mışıl mışıl uyudu. Geçirdiğimiz dolu dolu gün kar kaldı.
Karışmadım, karışmayacağım!
Sen bilirsin oğlum!

Herşeyi dört dörtlük yapmak isteyince olmuyor bu işler. Olmasın, istedikleri gibi olsun! İhtiyaç varsa dahil olun ama kasmayın yahu, salın gitsin!

image
Arda 13 aylık, Aras 46 aylık

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir