Zorunlu başlayan bir annelik – Seda & Ilgın

Seda 30 yaşında, İstanbul’da yaşıyor.
4,5 senelik evliliğinde, “Kahveli Kurabiyem” dediği 28 aylık Ilgın adında bir kızı var.

12695283_538578976310815_282787293_o

“Ne zaman evleceneksin?”den sonra gelen ilk soru “Çocuk ne zaman?” senin nasıl planın vardı? 

-Aslında soru sormalarına fırsat kalmadan hamile kaldım diyebilirim. Evlenmeden önce borca girerek ev almıştık. Niyetimiz o kredi bitince çocuk sahibi olmaktı.
Hem o arada dört beş sene gezmiş ve evliliğin tadını çıkarmış olacaktık. Nitekim işler planladığımız gibi gitmedi.


Peki planlar nasıl bir anda değişti? Çocuk sahibi olmaya nasıl karar verdiniz?

-Ben evlilik kararını bile çok zor vermiştim. Sanırım büyük değişikliklere kolay adapte olamıyorum. Dört sene flörtten sonra evlilik konusu gündeme gelmişti ve ben nasıl kaçacağımı şaşırmıştım. Sevdiğim adamla evlenecektim aslında ama bu fikre alışmakta çok zorlandım.

Bir de üzerine evlendikten birkaç ay sonra bedenimle ilgili fark ettiğim bazı sıkıntılar oldu. Bilirsin, kadınlar anlar bir şeylerin ters gittiğini. Hemen bir doktora gittim, kan testleri, görüntülemeler derken bana bir solukta “erken menopoz” gündemde olabilir dedi doktor.

O an şok yaşadım, doktora da biraz sert çıkıştım hatta. “Çocuk fikrini öne alman lazım, yoksa uğraşırsın” dedi. “Saçmalıyor olabilir misiniz” dedim ve çıktım odasından. Hiç beklemediğim bir anda beklemediğim bir gelişme olmuştu. İçime kurt düşmüştü ama bir doktorla böyle bir karar alamayacak kadar uzaktım bebek fikrine. Dört farklı doktora daha gittim ve en son Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu beni karşısına aldı ve yazarak çizerek, kendi kızına anlatır gibi anlatarak ikna etti.

Dört ay içinde normal yollardan olmazsa tüp bebek gerekeceğini, çok fazla zamanım olmadığını, ertelersem beni belirsizliğin beklediğini söyledi. İkna oldum olmasına ama bir türlü cesaret edemiyordum. Diğer taraftan da hiç bebek sahibi olamama korkusu vardı içimde.
Neyse ikinci ayın sonunda o “mutlu” haberi almıştık (ama ben öyle hissetmiyordum).

Ve “mutlu” haberle hamilelik başladı. Nasıl geçti hamileliğin?

-Bu haberi bu kadar çabuk alacağımı düşünmüyordum açıkçası. Öğrendiğim an ağladım ama mutluluktan değil, korkudan. Hamileliğim bedensel olarak çok sorunsuz geçti. Belki de bunun nedeni zihnen hamile olma fikrini kabul etmemem olabilir. İçimde bir canlı büyüyordu ama ben onu yok sayıyordum. Elbette beslenmeme dikkat ediyordum, yapılması gereken her test yapılıyordu ama diyorum ya sanki yokmuş gibi düşünüyordum. Hamileliğin sonuna kadar beni zorlayacak herhangi bir durumla karşılaşmadım.

Yok saydığın bir gebeliğe başlamışken kendini “anne” olmak için nasıl hazırladın?

-İçimdeki kıpırtıları hissedene kadar hamilelik fikrini tamamen reddetmiş olsam da kıpırtılardan sonra biraz daha duygusallaşmaya başlamıştım ama doğuma kadar hatta doğumdan sonra bile bir süre kabullenemedim anne olma fikrini. Sürekli ağlıyordum, bir yandan da bebeğin istenmediğini hissedebileceğiyle ilgili okuduğum yazılar nedeniyle daha karnımdayken sesli olarak onunla konuşuyordum, onu sevdiğimizi ve çok istediğimizi söylüyordum ama içimden geçenler farklıydı.

Röportajı okuyacak kişilerin arasında anne olmak isteyip henüz olamamış, çeşitli nedenlerle bu yolda uğraşmak zorunda kalmış olanlar lütfen benim bu söylediklerimi yargılamasın. Çünkü isteyip çocuk sahibi olamamak kadar yıpratıcı benim bu anlattıklarım.

Kesinlikle katılıyorum. Hayatın dönüm noktalarından biri çocuk sahibi olmak. Ve bu durum birinin “hadi 4ay içinde çocuk yapmalısın” cümlesinden sonra, korkunç gelmesi en normal tepki bence. Hele evlilik daha çok yeni iken.
Bu dönemde eşin ve diğer en yakınlarından nasıl bir destek aldın?

-Eşim başından beri benden farklı düşünüyordu bu konuda ama hissettiklerim yüzünden beni hiç yargılamadı. Anlayışla karşıladı, sakinleştirdi ve hamileliğimi kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı. Ona çok şey borçluyum. Ev işlerini ve yemek konusunu tamamen üstlendi çünkü ben hamileliğimde kendimi tamamen çalışmaya verdim. Neler hissettiğimi saklamadığım için herkes beni rahatlatmaya çalışıyordu, anne olunca nasıl hissedeceğimi tasvir etmeye çalışıyorlardı. Elbette o an işe yaramıyordu ama şimdi bana anlatırken gözlerinin parladığı o güzel duyguları iliklerime kadar hissediyorum.

Hislerini saklamaman senin için çok büyük bir rahatlama sebebi olmuş gerçekten. Aslında bir cesaret işi “her kadın anne olmak ve hissetmek zorunda” gibi saçma bir kalıbın dışındasın çünkü. Doğumun nasıl geçti peki?

-Hamileliğin başından sonuna kadar normal doğum istedim ama kızım doğum pozisyonuna gelmediği için sezaryen olmak zorunda kaldı. Normal olmuyorsa bari epidural sezaryen olsun dedim ve iyi ki istemişim. O anı yaşamak, hatırlamak çok güzel bir şey. Epidural sezaryanın herhangi bir yan etkisi olmadı bende, baş ağrısı vs. gibi.

Doğum anına tanık olmak senin için daha da önemli bir seçim olmuş. İlk karşılaşma ve sonrası… İlk duyguların nelerdi?

-İlk karşılaşmayı yazarken bile gözlerim doluyor, tarif edilemez. Kızımı aldıklarını hissettiğim an bir boşluk oldu sanki ameliyathanede. O an saniyeler geçmek bilmedi. Sonrasında onun çılgınca ağlaması duyuldu ve o anda bende de her şey koptu. Sakin olmak için zorlamadım kendimi. Ben de onun gibi ağladım, dakikalarca sesimin çıktığı kadar ağladım. O anki duygusal yoğunluk çok başka bir şey. Kızımla ilk göz göze geldiğim an içime işlendi sanırım annelik.

ilgin

Muhteşem bir kavuşma! Sana en iyi gelen şey ne oldu, kendini nasıl motive ettin?

-Bana en iyi gelen şey annemin desteği oldu. Benim yeni anne olduğumu unutmadan, içinde bulunduğum ruh halini göz ardı etmeden tatlı tatlı yönlendirdi beni. Sonrasında kızımla iki haftalıkken baş başa kaldık ve o dönem bir şeyleri tek başıma becerebildiğimi görmek beni motive etti gerçekten. O şaşkınlığı attıktan sonra daha önce üç çocuk bakmış edasıyla bir şeyleri halledebildiğimi görmek keyif verdi, kendime güvenimi arttırdı.

Baş başa kalmış olmak her anne için süreci kesinlikle olumlu etkiliyor. Anne olmanın seni en çok zorlayan yanı neydi?

-Ilgın hiçbir zaman zor bir bebek olmadı. Uykuları sorunsuzdu, gaz problemi vs. olmamıştı. Sadece onun o mis kokusunu bırakıp işe gelmek zorladı beni. Evde olup o acıktıkça emzirmek varken işyerinde revirde, hiç de sevimli olmayan bir makine ile süt sağıp organ taşıma titiziliğiyle onu eve ulaştırmak biraz sıkıntılıydı. Bir de onunla daha fazla zaman geçirebilmeyi, ilk adımlarına şahit olmayı ve daha bir sürü şeyi o anda yaşayabilmeyi isterdim.

Bir annenin en zor seçimi herhalde işe dönüş. İlk zamanlarla şimdiki duygularını karşılaştırdığında ne görüyorsun?

İlk zamanlarla şuan hissettiklerim kıyaslanamaz kesinlikle. O ilk acemiliği atıp bir düzen oturtmaya başladıktan sonra kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Ilgın büyüdükçe göz teması, ten teması, ilk kelimeler derken bir daha hiç kopmayacak olan o bağ kuruldu aramızda. İkinci yaş günü için ona yazdığım not sanırım şuan neler hissettiğimi anlatmama yeter.

12736835_538579102977469_1049458483_o

“Sen olmadan ben eksik değildim, beni tamamladın diyemem. Ama beni sen çoğalttın Ilgın. Bedenimden başka bir beden doğdu mesela. Sevgim çoğaldı, sabrım çoğaldı. Sen yanıma sığabilesin diye sıkıştım da, yatağımdaki boşluk çoğaldı. Sadece güzel şeyler değil, kaygım da çoğaldı. Ellerim çoğaldı sanki,aynı anda bi sürü şey yapabilir oldum. Gözlerim çoğaldı, doldurduğum çaya bakarken arkamda dolandığını görür oldum. Sevgi öyle bir şey ki Ilgın, görünmez kılıyor olumsuz her şeyi, sıcacık bi battaniye gibi örtüyor üzerini. İçimiz ısınıyor, yüzümüz gülüyor. İyi ki doğdun, iyi ki hayatımıza girdin!
Seni çok seviyorum!”

Gerçekten çok güçlü ve samimi bir annesin! Bir kez daha anne olmak ister misin?

Bir kez daha anne olmayı isterim elbette ama kızıma da kendim bakamadığım için bu fikri şuan gündeme alamıyorum. Ilgın daha dördüncü ayını doldurmadan işe başlamıştım, çok yıpratıcı olmuştu. Ona benim kadar iyi bakabilecek birine yani anneme emanet etmiştim ama o hasret başka bir şey. Umarım şartlar değişir, kadınlara daha esnek çalışma şartları sağlanır (sadece memurlar için değil, özel sektör için de düzenlemeler bekliyoruz. Annenin çocukla geçireceği zaman hangi kanuna tabi olduğuna göre belirlenmemeli, anne annedir!)

Ah en can alıcı konu, kariyerine devam edememe sıkıntısı olmadan şöyle bir 2 yaşı görmeli her anne kuzusunun yanında. Umarım güzel şeyler olur.
Her anne kendi alanında bir uzmanlaşıyor bence, senin annelere söyleyecek birşeyin var mı? Bir tavsiye, bir farkındalık?

-Madem genel olarak benim plansız anneliğimin üzerine kurduk röportajı, tavsiyem annelere değil de benim gibi hisseden anne adaylarına gelsin. Hissettikleriniz anne olmayı çok istemek kadar normal. Bunun için lütfen kendinizi suçlamayın. Düşündüğünüzde hayatınızın hiçbir yerine oturtamadığınız o bebek daha sonra yokluğunu hayal bile edemeyeceğiniz bir parçası oluyor hayatınızın. Kendinizi o ulvi duyguların içine sokmaya çalışmayın henüz hissetmiyorken, yükünüzü arttırmayın. Zamanla her şey yoluna giriyor, içiniz çiçek bahçesi gibi rengarenk oluyor.

12695382_538578269644219_1294639765_o

BİR ÇOCUK BÜYÜRKEN, varlığını hissettiriyor önce, kıpırtılarla başlıyor, çığlık çılığa giriyor hayatımıza… Onlara öğretiyor gibi görünsekte bize öğretmeye başlıyorlar ilk andan itibaren. Korkma ben burdayım diyor, hadi yapabilirsin diye devam ediyor. Avuçlarında tutuyorlar kalbimizi, gözlerinin içinde görüyoruz kendimizi. Eksik değiliz belki ama çoğalıyoruz…
İyi ki doğdun Ilgın! Seni çok seven annen ve tam desteğiyle hep yanınızda olan babanla uzun mutlu yıllarınız olsun…

Seda’nın diğer annelik maceralarını takip etmek isterseniz
Facebook’ta Kahveli Kurabiyem sayfasını takip edebilir, Bloğuna buradan da ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir