Çocuğunuzu nasıl terbiye edersiniz?

15 Ara

Eğer 0-4 yaş arası bir çocuğunuz varsa, genlerinden gelen haylazlık söz konusu ise kelime dağarcığınızdan çıkarmanız gereken kelimeler var. “Yapma! Elleme! Atma! Vurma!”

Bende ki modeli bilindiği üzere 2 yaş sularında bir erkek çocuğu. Enerji merak tavan durumda. Bu açıklamamdan kimse korkmasın ama ben onun yaşlarında iken içtiğim suyun bardağını ağzımda ısırarak kırıp sonrada fırlatırmışım. O derece! Vardır tepemin tasının attığı bir durum, durduk yere yapmam 😉

Aras’ta çok şükür durum bu kadar ağır değil, bardakları atıp kırma, topları televizyona atma, duvarda asılı duran gitarlarımıza bişeyler fırlatma, kalemle etrafa çizikler atma gibi gibi sıradan davranışlar…

Ki bu hareketleri devam ettirmesinin tek sebebi yaptığında “Yapma!” diye karşılık bulması!

Duyduğunda mest oluyor, gözleri parlıyor, gülerek hemen bir kez daha yapmak için girişiyor işe. Oyuna dönüştürüyor, anne yapma diyecek, ben yapacağım, sonra bidaha yapma diyecek ben bidaha yapacağım, sonra bir daha…

Aslında insan meraklı yaratık ne sizin süsleriniz, ne onların fiyatları, ne onların sizin için ne derece değerli olduğu minik insanın umrunda değil. O vurunca çıkan sesin, atınca ne olacağının keşfinde. O nesne her ne ise incelemek, merakını giderene kadar kurcalamak zorunda doğası gereği. Ama bizim yarattığımız dünyada buna izin yok! Ve bu miniklerin merakını köreltmek zorundayız! Korkunç bir gerçek daha!

Peki ne yapacağız çözümü ne?
Benim denediğim yöntemler ve aldığım tepkileri size sunuyorum;

Bağırmak; aranızdaki iletişim kalitesini azaltmaktan, çocuğunuzun gözünde ona verdiğiniz değerin azaldığını hissettirmekten ve çocuğunuzu da bu yönteme başvurmayı öğretmekten başka hiç bir işe yaramıyor.

Eline vurmak; Benim hiç bir zaman denemeyeceğim bir yoldu ama sevgili eşimin çocuk terbiyesinde mutlaka yapılması, yanlış yaptığını anlaması için gerektiği idi. Ve tabi benim yumuşak tavrımdan dolayı bazı hareketleri devam ettirdiği konusunda çok fazla eleştiri alınca denedim. Duvarda erişemeyeceği yerde asılı duran gitara uzun çubuklu oyuncakarıyla patlatıyordu. Bir daha yaparsam bende senin elini acıtacağım dedim, ve yaptığında eline vurdum. Ne olduğunu şaşırdı, ağladı ve ilk fırsatta yine gitara vurup ellerini arkaya sakaladı!!!

Uyarmak; kaşlarınızı çatıp, gözlerinin içine bakarak sert bir tonla uyarmak. Bu diğerlerine göre biraz etkili olsada yaptığı her yanlış davranışta kullanmak etkisini kaybetmesine ve yine sizinle bir inatlaşma durumuna dönüşmesinden başka bir işe yaramıyor.

Bu yöntemleri çok kısa bir süre denedim. Çünkü ne içime sindi, ne kişiliğime uydu, daha da önemlesi ne de oğluma yaradı!

Aras daha emeklediği zamanlarda dolapların başına geçer tüm kıyafetleri yere indirirdi. Şimdi yapmıyor. Duvarları her fırsatta çiziyordu şimdi çizmiyor. Boşta bir bardak kalmasın anında fırlatıyordu şimdi kendisi içip bardağı masanın üzerine bırakıyor…

Yani demem o ki bu günler geçiyor. Ama sizin aranızdaki bağ baki kalıyor, aldığı darbelerde.
Kırılan bardakları, havada uçuşan yemekleri, duvardaki çizikleri, yerlere atılan çiçekleri daha nicesini gün gelecek tebessümle hatırlayacağız. O zaman neden şimdi bu savaş.

Uygulamaya ara verdiğim ve hemen geri döndüğüm yöntem; Şefkat!
Bir çocuğun varlığını destekleyen ve doğru yetişmesine hatta terbiyesine yarayan ve ihtiyaç duyduğu tüm duyguları barındıran özet bence. Her annede var olduğuna inandığım ama çeşitli nedenlerle farkında olmadan bastırılmış sihir.

Tüm benliğimle buna inanırken, içime sinen yöntem buyken ve oğlum üzerinde olumlu olduğunu gözlemlediğim yöntem buyken ne kendimi nede oğlumu hırpalayacak vakit yok hayatta. Üstelik şu hayatta bir tane annesi varken, terbiye edeceğim diye anne şefkatinden mahrum bırakmak ona yapılabilecek en büyük kötülük herhalde. Kısa bir sürede olsa acemiliğimle denediğim yöntemlerin kötü izlerini şefkat göstererek temizlemeye çalışıyorum şimdi. Tek bir hareketiniz bile iz bırakıyor.

Şu hayatta güven duygusu ile kurulmuş bağın, özellikle anne-çocuk arasındaki bağın ötesine geçebilecek başka birşey yok bence.

Bence diyorum çünkü ne uzmanım, ne pedagog. Sadece kendi oğlum ile olan ilişkimi gözlemleyen bir anneyim.

Yaptığı yaramazlıklarda gülmüyorum, boşvermiyorum, kendi halinede bırakmıyorum. Ama kızmıyorum da! “Biz böyle yapmıyoruz, şimdi bunu temizlemek zorundayız, hadi gel beraber yapalım” diyorum. Gitarlara oyuncaklarıyla vurduğunda da “O oyuncakla öyle oynanmıyoruz, normal oynamak istemiyorsan gel yerine götürelim” diyorum. Ve artık o oyuncakla oynayıp “tamam, şimdi yerine koyalım” diyor! Doğru cümlelerle, ilgi ile ve sevgi ile kısacası şefkat ile terbiyede kendiliğinde geliyor.

image

Onların bir tane annesi var. Annelerin ise kaç çocukları var ise okadar canı!

Sakinliğinizi korumak için neler yapabilirsiniz?

2 thoughts on “Çocuğunuzu nasıl terbiye edersiniz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir