17.hafta; spor ruhun gıdası, bedenin ilacı

17. haftayıda tamamlamışken ruh halim genellikle isyanlarda ve bezgin.

Havaların soğuk olması tüm günü evde geçirmemize neden oluyor haliyle. Tek yapabildiğimiz kısa bir yürüyüş ve market alışverişi. Tüm günü pijamalarla tamamlayıp yeni güne bağlanıyorum. Bu durum insanı haliyle hazırlanmış bir bunalım ortamına koyuveriyor.

Daha 10. haftalarda başalayan hiç geçmeyen baş ağrıları da eklenince deymeyin keyfime… Aras’la birlikte öğle uykusuna yatıp, dinlendikten sonra geçeceğini düşünürken daha da artan baş ağrıları…

Ne oluyor, neden oluyor? derken her zaman var olan boyun ve omuz ağrılarımda hat safhalara ulaştı. Çocukluğumda, annemin burnum kanadı diye attığı yastığımı bir kez daha derinden anarak, bir daha hiç bir yastıkla o rahatlığı yakalamamış olmamın katkılarını hissederken anneme bir selamda burdan gönderiyorum.

“Çocuklarıma not; hiçbir eşyanızı yok etmeyeceğim çöpünüz bile olsa, heleki sizin haberiniz yokken, söz!”

Bu buhranlı günlerde başlamak istediğim pilatesede bir türlü enerji bulamıyordum haliye. Günlerden bir gün Aras öğle uykusundayken ve başım çatlıyorken, uyumak yerine pilatese başlama tercihi yaparak bir devrim yaptım! Daha önce pilates yaptığım için Ebru Şallı’nın meşhur hamile pilatesini açtım ve başladım yapmaya. Vücudumun nasıl kitlenmiş vaziyette olduğunu ve her harekette nasıl bir evrim geçirerek gevşediğini kelimelerle anlatamam. Bittiğinde baş ağrımda bitmişti. Kasılan kaslarım bana işkence yapıyormuş meğer.
Öyle çocukla uğraşıyorum, zaten hareket ediyorum falan kendinizi benim gibi kandırmayın.

Pijamalardan kurtulup, göbeğim daha da büyümeden son giyebileceğim gömleklerimi kıyafetlerimi giyeyim bari diyede de silkinince ne kadar iyi bişey yaptığımı Aras’ın tepkisiyle gördüm; “Anne bu çok güzel olmuş, beğendim!” deyip uzun uzun sevdi beni 🙂

Çocuğuda daraltmışım meğer haberim yok, bir kez daha enerjimizin ne kadar karşılıklı etkileşim içinde olduğunun farkına vardım.

Hatta Aras doğduktan sonra hamilelik dönemini ne kadar çok sevdiğimi ve bir daha bu duyguyu yaşamaz, değişen fizyolojik ve ruhsal yapıyı bir kez daha deneyimlemezsem hep içimde kalacağını düşünürdüm. Şimdi tamda o dönemin içindeyken ve hatta son kez içindeyken her anımın tadını çıkarma ruh haline tekrar kavuştum.

“Merhaba dünya” 🙂

Pazar günüde güneşi gördük attık kendimizi dışarı;

image

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir